CANLI YORUMLAR
DENİZ PULAŞ AKKARTAL
DENİZ PULAŞ AKKARTAL

AMSTERKÖYDEN BİLDİRİYORUM

Keyif günü
16.04.2013

Yağmurlu amsterdam dan sevgilerimi yolluyorum...

Buraya gelince bir kez daha Türkiyemizin ne güzel bi coğrafya da olduğunu fark ediyorum.

4 mevsimi aynı zamanda yaşayan bizler çok şanslıyız,güneşe doymuş bi milletiz...de...düşünmeden edemiyorum.Güneş d vitamini için mucize ise niye biz Türklerin boy ortalaması 1.65 tir de Hollandalılar daha bi selvi boyludur? Hava nasıl olursa olsun, herşey tıkır tıkır akar.Ne otobüsleri 1 dakika gecikir ne de tramvayları.Spor yapmaktan 1 an için geri durmazlar.Ver ki bisiklete binsinler, ver ki koşsunlar.Hollandalılar kötü hava yok, kötü kıyafet var derler.Hepsi genelde su geçirmeyen bizim memleketimizde de sevilen kuzeyyüz markasını tercih ediyor.

Dün sabah eşim, evde oyalanmayalım hadi atalım kendimizi sokaklara dedi.Giyindik bi güzel, yağmurlu sokaklara karıştık amsterköyde.
Önce güzel bi kahvaltı ettik. Genelde ekmek üstü tercih ediyorlar. Tatlı çöreklerini de unutmayalım.Dikkatimi çeken , orada bolca bebek arabası ve 1 aylık 4 aylık bebelerin olmasıydı. Zor yer bulduk. Minik bebeklerin mutlaka 3 yaşlarında ablaları ya da abileri var. Ailelerinin yanında mutlu mesut oturup ,önlerindeki gevrekleri büyük bi ciddiyetle yiyorlardı.Yine de sessizdi mekan.Yanımızdan geçen yeni gelenle göz göze gelince afiyet olsun dedi gülümsedi. İşte bunu seviyordum ben.İstanbulda da günaydın derim bakkala ekmek almaya giderken esnafa, gazetelerini almaya gelen apartman görevlilerine,güzel bi gün dilerim köşede çiçeklerini dizen çiçekci abiye bi bakarlar, artık onlar da gülümseyip günaydın diyor. Bulaşıcı bi durum. Medeni de ayrıca , "ne bakıyon len" duygusu pek Hollandaya göre değil. Dünyanın her yerinden gelen insan yaşıyor burada. Hoşgörü şart.

Dikkatimi çeken bi diğer şey ise buranın  bi buluşma mekanı olması. Çünkü Hollandalılar biribirilerini evlerde ağırlamaktan yana değiller. Görüşülecekse bi cafe de bi restoranda birlikte oluyorlar.  Yemeye bizim kadar meraklı olmadıklarından,kısır,su böreği,çerkez tavuğu,yaprak sarma nın varlığından haberdar da olmadıklarından ne kaçırdıklarını bilmiyorlar. Nefis bi kahve içip oradan ayrıldık.

Sonra aslında alışveriş yapmalıydık ama bunu sinemaya gittikten sonraya erteledik. Ajaks stadının olduğu bölgeye gittik (iks harfim yok sevgili okur idare edin) Kocaman bi stadın etrafı mağazalarla çevrili, Sinema var, butikler, bağlantılı tren garı , cafeler , restoranlar, yürüyüş alanları...Herkes çoluklu çocuklu..Tom Cruise ve Morgan Freeman'ın filmine biletimizi aldık,kuyruğa girmedik makineden fırt diye aldık beklemeden. Bu uygulama bizim sinemalarımızda da var. Hafta sonu istanbulda gişe yoğunluğuna kalmayayım diye genelde hafta içi bisikletle gittiğim Caddebostan Kültür Merkezinden alıyorum. Dönelim amsterköye. Filmin başlamasına 1 saat vardı. O sırada Hollanda bize güneşini gösterdi. Hemen bi açık hava cafesine oturup birer bira söyledik. Keyfimiz yerindeydi. Kızımız İstanbul'da  ve hava 20 derece olduğundan bisiklet keyfi yapıyordu. Haberler bizi mutlu etmişti.Biz de Sarpolomla güzel bi sohbete daldık. Gözüm az ötede çimenlerde oynayan hintli çocuğa takıldı.. 5 yaşlarındaydı..abisi onu hep takip ediyor..orada ki basamaktan düşmesin diye  dikkat ediyordu...o sırada başka bi çift yanlarında ki 5 yaşlarındaki erkek çocukları ile birikte gelip yanımızdaki masaya geçti..bi süre sonra küçük çocuk etrafta koşturmaya başladı..hintli oğlan bunu kesiyordu..bizim oğlan da çimenli yere gitmeye karar verdi..konuşmuyorlardı..ama aptalca koşarken her seferinde biribirilerine yaklaşıyorlardı..o basamak gibi yerden atladı bizim ki.öteki de biraz uzağında atladı basamaktan..sonra yine koştular.. biri birine bi ağaç kökü gösterdi..o da ona yaklaştı.. yine koşmaya başladılar..
çocukların iletişimi ne kolay..aslında çoğu zaman onlardan bişeyler öğrenmemiz gerekiyor...tertemiz yürekleri ne zaman kirlenmeye başlıyor ..bunda bizim ne kadar payımız var...

sinemaya girmeden önce alışverişinizi yapıyorsunuz..dilerseniz bira, dilerseniz mısır, su çay kahve..ödemenizi yapıp giriyorsunuz... film de ara olmuyor.. başlıyor ve bitiyor..temposunu kaybetmiyorsunuz, iyi oluyor..keşke bizim sinemalarımız da böyle olsa.çoğu zaman antrakta çıkmam  beklerim armut gibi..
Çok daha sonra alışverişimizi yapmak istiyorduk ama karnımız da acıkmıştı...marketimizin yanına yeni açılan restorana gitmeye karar verdik..daha önce 4 te gitmiştik ama bizi kabul etmediler..servisimiz 4.30 da başlıyor demişlerdi..biz de olsa gelin abla deyiverirler..kapıda gişe gibi bi yer.. bi bayan ,tek tek bilet kesiyor gibiydi..yanımızda sıra sıra garsonlar bekliyor, her gelen gruba masasına kadar eşlik ediyordu..sıra bize geldiğinde rezervasyonumuzun olmadığını öğrenince yüzü bi düştü genç hanımın.. ama ben yakasındaki isim etiketine dikkat çekip aaa adınız Safinaz, Türk müsünüz dedim..Ne de olsa bi Türk dünyaya bedeldi. Safinaz, o noo ,ben mısırlıyım dedi... aa dedim..Türkiyede biz de de Safinaz adı vardır.Temel Reis olayına girmedim, çünkü bizden başka kimse kullanmıyor safinazı temel reis te...neyse safinaz size bi ayrıcalık yapayım o halde dedi.. kaç saat kalmayı düşünüyorsunuz dedi..biz şaşırdık..ama kafamızı kaldırınca 2 saat için 35 avro, 4 saat için daha fazlası şeklinde bi bedel ödememiz gerektiğini fark ettik...2 saat dedik..girdik içeri genç garson hanımla..bizi götürdüğü masaya gelince bi kafası karıştı..bi saniye bekleyin beni dedi.bekledik.5 dakika bekledikten sonra döndü..4 kişilik masayı ikiye ayırdı ve buyrun dedi..biz beklerken sarpoloyla gülüp bunun için bekliyoruz kesin dedik..kafaları bizim kadar pratik çalışmıyor..afiyet diledi gitti...menü yoktu ..bizim 5 yıldızlı tatil köyü formatında ,bi büfe vardı..japon suşi den, ızgaraya, çorba çeşitlerinden , tatlı büfesine aklınıza ne gelirse vardı..sarpomla haha onlar bizi tanımıyor..35 avroyu nasıl fazlasıyla geri alıcaz şimdi dedik..az az alıp yerimize geçip kibar kibar yedik içtik..ama ne yemek..8 tur attık sanırım..
bizde niye böyle değil dememe neden olan şey büfelerden birinin bizim diz seviyemizde oluşu.. çocuk büfesi...patates kızartması, köfte, spagetti, tavuk parçalarından oluşan bi menü.. hemen karşısı koridor boyunca da küçük bi set.. minik insanlar orada kalıplardan hamurları yapıyor.. fırına teslim edildiğinde ,bi süre sonra pişirilmiş olarak çocuklara veriliyor....görseniz ben yaptım bu kurabiyeyi gururuyla ,kahkahalar atarak iştahla yerken elin hollandalı çocuğu benim gözyaşlarım sicim gibi akıyordu..
nihayet evdeyiz.midemizi rahatlatan çaylarımızı içip mis gibi bi uyku için hazırlanırken, güzel bi gün geçirdiğim için kendimi çok mutlu hissettim... 
anların keyfini çıkarmalı..fırsat varken uyumalı .. 

Ancak burada da anne saatiyle uyanan ben, sizlere bu satırları yazarken ve yeni günü karşılarken ve canım sorpolom hala uyurken ben kendimi yine mutlu hissediyorum...

Saygıyla kucaklıyorum.

Şuursuz İyimser Piloş

YAZARLAR
OBEZİTENİN ÖNLENMESİ İÇİN
ANA RAHMİNE HASRET
BOŞANMA SÜRECİNİN ARDINDAN
GEBELİK ŞEKERİ
BOŞANMA SEBEPLERİ II
12 KASIM HAFTASI
İYİ OLMAYAN YABANCILAR VAR
SEVGİ,FEDAKÂRLIK,BAĞIMLILIK
DETOKS SEBZE VE MEYVELERİ
MİNİK DOSTUNUZLA TATİLDE
BEBEKLER İÇİN YEMEKLER
NEFES ALMA PROBLEMLERİ
KOL ESTETİĞİ
SORULARINIZ VE YANITLARI 22

Yorum Yaz

Yasal Uyarı:Bu iletişim platformunda yorum yazanların, bilgi ve düşünce paylaşanların veya herhangi bir kanaldan site veya ziyaretçileriyle iletişim kuranların görüş ve düşünceleri, site editörlerini, modaretörlerini ve site hazırlayıcılarını bağlamamaktadır. Bu görüş ve düşüncelerin sorumluluğu tamamen ilgili kişilere aittir. Sitemizde reklam unsuru içeren yorumlara ve yönlendirici linklere yer verilmemektedir. Yorumlarınızı yazarken lütfen bunu dikkate alınız. Aksi halde iletileriniz yayından kaldırılacaktır.
 
Adınız:
 
Soyadınız:
 
Email:
   
Sikayet & Öneri:
 
Talebinizi Seçiniz :