CANLI YORUMLAR
IŞIL BÜYÜKGEBİZ
IŞIL BÜYÜKGEBİZ

SAİNT PETERSBURG

Eski ismiyle Leningrad...
12.12.2013

Saint Petersburg, eski ismiyle Leningrad... Marksist felsefenin pratisyenlerinden ve Rusya'daki sosyalizmin öncüsü olan Lenin, bu şehrin 1500 mil yakınında doğduğu için sosyalizm döneminde şehir onu sahiplenmiş. Bu sebeple bu güzel şehir, sosyalizm döneminde Leningrad ismini taşımış. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ise, şehirde mevcut olan çok sayıdaki Lenin heykelleri kaldırılmış.

Biraz tarihçesine bakacak olursak...

Saint Petersburg, 2. Dünya Savaşı sırasında 900 gün boyunca kuşatılmış. Bu çetin kuşatma sırasında 600.000 kişi biraz da soğuk kışın etkisiyle ölmüş; yaşayanlar ise elektrik ve sudan yoksun olarak yaşamak zorunda kalmışlar; buna yaşama denilebilirse... Çok sayıdaki ölü, dönemin krematoryuma çevrilen tuğla fabrikasında muhafaza edilmiş. Almanlar şehrin kuşatmasını kaldırdıktan sonra da bu krematoryum Zafer Parkı'na dönüştürülmüş.

Şehir, sosyalist dönemin mimari özelliklerini taşıyan sütunlu, uzun, geniş tabanlı ve büyük, çok büyük binalarla dolu. Bir bina boyunca yürümek 10- 15 dakika sürebiliyor. Çarlık Rusya' sı zamanında Avrupa'yla yarışan Çarlar, Avrupalı’nın her yaptığının daha büyüğünü yapmak konusunda bir iddiaya sahip oldukları için Sosyalizm öncesi Çarlık Rusya'sının bina ve saraylarının da büyüklükte sosyalizm binalarından aşağı kalır yanları yok. Üstelik bu binalar bir de altın varağın ve şehrin rengi de olan açık mavinin süslediği kimisi barok tarzda Avrupalı mimarlara yaptırılmış olan süsler ve işlemelerle dolu... Bu sarayların zerafetiyle Sosyalizm binalarının sütunlu, sade ihtişamı güzel bir tezat yaratıyor. Herhangi bir mahalle kilisesi veya az da olsa bulunan mahalle camileri bile altın varaklarla süslü, özenli bir süse püse sahip.  Bu özen öyle bir özen ki, yaptıklarının en iyisini yapmak isteyen Ruslar; camiyi bile Özbekistan'ın başkenti Semerkand'ta Timurlenk'in mezarının bulunduğu camiyi örnek alarak yapmışlar.

Özenli binalardan söz açılmışken hemen altın varak ve şehrin rengi açık maviyle barok tarzda yapılmış ve 5 binadan oluşan Hermitage'a değinelim. İsim anlamı: İnzivaya çekilen yer... Ancak pek çok ülkeden turist inzivaya çekilmesine müsaade etmiyor. İnzivaya çekilmek için fazla güzel ve dolu… Çünkü burası Dünya'nın en büyük müzelerinden biri. Louvre, British Museum, Metropolitan Müzesi gibi Dünya'nın diğer büyük müzelerinden farkı ise; buranın aynı zamanda bir saray oluşu... Yani içindeki eserler kadar binanın dışı ve odalarının mimarisi de seyirlik...  "Taht Salonu" adındaki Çar'ın misafir kabul ettiği salonun tavan süslemelerinin tümü zemindeki parkeye de işlenmiş. Yalnızca tavandaki süslemeler arasında bulunan 2 azizin süslemesi zemin parkesinde bulunmuyor. Tabii ki; azizleri ayaklar altına almamak için...

3 milyon eserin sergilendiği müzede 1057 oda ve salonda Rembrandt, Michalengelo, Van Gogh ve Leonardo da Vinci'nin eserleri de mevcut.

Şehir Neva Nehri tarafından sulanıyor, bu sebeple yerleşim yerleri bu nehir üzerindeki pek çok adacıktan oluşuyor. Nehrin ismi olan "Neva" ise "yeni su" anlamına gelen iki kelimenin kısaltılmışı...

Neva Nehri'nin artık daimi misafiri olan "Aurora", kelime anlamı "Şafak". Bu geminin attığı kurusıkı top atışıyla Lenin ve arkadaşları Hermitage Sarayı’na giderek Çarlık Rusya'sını bitirip ilk Sosyalist Devleti kuruyorlar. Neva Nehri kıyısına demirleyen bu ihtişamlı  gemi görülmeden gelinmemeli...

Şehrin 27 Mayıs 1703'te ilk kurulduğu yer olan "Tavşan Adası"nda ise üzerinde rüzgara doğru dönen melek figürü olan Son Çar Romanov sülalesinin mezarları bulunuyor. Burası şehrin en yüksek bölgelerinden biri.

Burada bulunan bir başka yer ise; "Ölüm Kapısı". Şehrin kurucusu Büyük Petro nam-ı diğer Deli Petro son derece Avrupai biri. Amsterdam gibi şehirlerde, İsveç gibi ülkelerde bulunarak bizzat gemi yapımı gibi işlerde çalışıyor ve orada gördüğü şehir modellerinden ilham alarak daha büyüğünü Saint- Petersburg'da oluşturarak şehri kuruyor. Kendisi çok Avrupai olmasına rağmen oğlu din adamı olmak isteyince de oğlunu Tavşan Adası'ndaki "Ölüm Kapı"sına hapsediyor. Öğlen 12.00'de Tavşan Adası yakınlarında bulunabilirseniz bir top patlayacak, onu duyabilirsiniz. Şaşırmayın... Büyük Petro, saati olmayanlar için belli saatlerde top patlatırmış. Şimdi bu gelenek turistler için günde bir kez tam 12.00'de yineleniyor.

Büyük Petro hakkında ilginç bir detay ise; boyunun 2.04 metre ve ayaklarının ise yalnızca 37 numara. Bu nedenle biri kendi ayağının numarasında olan, diğeri de dengesini sağlayabilmek için daha büyük olan iki kalıplı ayakkabılar kullanırmış. Tavşan Adası başta olmak üzere şehirde görülebilen Büyük Petro heykellerinde de başının vücuduna oranla dikkat çekici ölçüde küçük olduğu görülebilir.

Bu güzel şehrin simgesi; şaha kalkmış at üstündeki Büyük Petro. Atın arka ayaklarına dikkat! Bu at arka ayaklarıyla 1 yılanı eziyor. İsveç yılanını...

Şehirden biraz uzaklaşma imkanı ve isteğine sahipseniz, şehre 30 km uzaklıkta bulunan Baltık Denizi kıyısındaki Peterhoff'ta Büyük Petro'nun inşa ettiği yazlık Saray'ın bahçesi olan Peterhoff Parkı 150'den fazla altın kaplama fıskiye ve çeşmeleriyle sizi şaşırtacak...  Buradaki fıskiye ve çeşmelerin, soğuk kışın sebep olduğu donma nedeniyle yalnızca 3 ay Büyük Petro'yu eğlendirdiğini unutmamalı! Bu park için yazları Büyük Petro'yu eğlendiren oyunlar ve muziplikler içeren bir serinleme icadı! diyebiliriz.

Şehrin 35 km güneyindeki Pavlovsk kasabasındaki Pavlovsk Sarayı ise Ünlü Çariçe Büyük Katerina tarafından oğlu Pavel'e hediye edilen, kabul edilen en zengin saraylardan biri... Çarlık Rusya'sının bu saray başta olmak üzere yaşam alanlarında görülebilen bolluk ve zenginlik, Çarlığın ihtişamının ve yalnızca kendi lüksleri için harcadıkları bol kesedenliğin yarattığı etkiye, Sosyalizm'in bir tepki olarak doğduğunu düşündürtüyor.

Şehirde İngilizce bilen az olduğundan ve İngilizce yazılara da nadiren rastlandığından en azından ilk seferde bir tur kapsamında ziyaret daha akılcı... Kiril alfabesi kullanan Rusların harflerini, bu alfabeyi bilmeden anlamak mümkün değil.

Şehirde 24 saat açık süpermarket benzeri yerler göze çarpıyor. Yılda yalnızca 35 gün sabahtan akşama güneşli gün yaşayan Saint- Petersburg'a "Beyaz Geceler" olarak tabir edilen zamanda giderseniz; gece güneşin 1.00- 1.30 gibi batıp; sabaha karşı 3.00- 3.30 gibi doğuşuna tanıklık edebilirsiniz. Bu dönem Haziran'da başlayıp, Ağustos sonuna dek sürüyor. Sona yaklaştıkça da güneşin batışı gece 22.00- 22.30'a dek geriliyor.

Şehrin en ünlü caddesi McDonald's da bulabileceğiniz “Nevsky Caddesi”... Cadde üzerinde ziyaret edebileceğiniz “Puşkin Cafe” Puşkin’in kendisinden çok genç karısının asker aşığıyla düelloya gitmeden önce son soluklandığı yer.  Afrikalı bir köle olan Puşkin’in dedesi Abraham; Osmanlı, Afrika topraklarını ele geçirince Osmanlı’da köle pazarında satılıyor ve Rusya’ya gönderiliyor, böylelikle de melez Puşkin Saint- Petersburg’da doğuyor.

Şehirde Rusların geleneksel yemeği olan "Borsch" çorbası içilmeli... Sebzeli- etli olan bu çorbanın özelliği "sour cream" denilen özel bir tür yoğurdumsu kremayı da içine karıştırılarak içilmesi...

Şehirde her yerde "matruşka" denilen içi açıldıkça içinden daha küçük ebatlarda kendisine benzer bebekler çıkan turistik eşyaları görebilirsiniz.

"Faberge"ler de her yerde satılıyor. Bunlar aslında Fransız Faberge ailesinin Çarlık hanımları için kaz yumurtasından yaptıkları üzeri işlemeli mücevher kutuları. Bugün satılanlar ise porselenden...

Yaklaşık 5 milyon nüfusa sahip bu şehir, kapladığı geniş yüzölçümü nedeniyle ferah...  Düzenli ve temiz olan Rusya'nın kültürel başkenti; hem Neva Nehri hem de Baltık Denizi tarafından besleniyor. Uzun ve büyük binaları arasında yürürken bu şehre kapalı, soğuk, asık yüzlü, yağdı yağacak havaların çok yakıştığını düşünüyorum. Tenha ve insanı kendisiyle baş başa bırakan bu şehir çok güzel...

Yalnızlık bir şehre bu kadar mı yakışır yoksa yalnızlığı bir şehir bu kadar mı yakıştırır?.. Cevabı, kendisini olduğu gibi kabul etmiş ve ettirmiş, kendisiyle ve Dünya’yla tüm meselelerini çözmüş, acılarını içine sindirmiş, sizin kendinizi bulmanıza ve içinize dönmenize ortam sağlayan, yalnızlığını asil bir mücevher gibi taşıyan, ziyaretçi ve vatandaşlarını “yük”lemeyen; “tüm”leyen bu şehirde. Saint- Petersburg yüzünüze gülmeyecek, sizinle yalnızlığını paylaşmayacak, yalnızlığını sizinle çoğaltacak böylelikle bu “yalın yalnız”ın her zaman başkalarına sunulacak şeyleri olacak. Üzerinden yalnızlığını sıyıran insanlar kendi derilerini, üzerinden yalnızlığını sıyıran şehirler ise dokularını kaybederler. Saint- Petersburg ise yalnızlığından sıyrılamayacak kadar yalın, sıyrılmak istemeyecek kadar farkının “kendisi” olduğunun ve günümüzde neredeyse “kendisi”ne özel tek şeyin de yalnızlığı olduğunun farkında.

 

 

YAZARLAR
OBEZİTENİN ÖNLENMESİ İÇİN
ANA RAHMİNE HASRET
BOŞANMA SÜRECİNİN ARDINDAN
GEBELİK ŞEKERİ
BOŞANMA SEBEPLERİ II
12 KASIM HAFTASI
İYİ OLMAYAN YABANCILAR VAR
SEVGİ,FEDAKÂRLIK,BAĞIMLILIK
DETOKS SEBZE VE MEYVELERİ
MİNİK DOSTUNUZLA TATİLDE
BEBEKLER İÇİN YEMEKLER
NEFES ALMA PROBLEMLERİ
KOL ESTETİĞİ
SORULARINIZ VE YANITLARI 22

Yorum Yaz

Yasal Uyarı:Bu iletişim platformunda yorum yazanların, bilgi ve düşünce paylaşanların veya herhangi bir kanaldan site veya ziyaretçileriyle iletişim kuranların görüş ve düşünceleri, site editörlerini, modaretörlerini ve site hazırlayıcılarını bağlamamaktadır. Bu görüş ve düşüncelerin sorumluluğu tamamen ilgili kişilere aittir. Sitemizde reklam unsuru içeren yorumlara ve yönlendirici linklere yer verilmemektedir. Yorumlarınızı yazarken lütfen bunu dikkate alınız. Aksi halde iletileriniz yayından kaldırılacaktır.
Adınız:
Soyadınız:
Email:
Sikayet & Öneri:
Talebinizi Seçiniz :