CANLI YORUMLAR
SEDEF ARABACIOĞLU
SEDEF ARABACIOĞLU

YEMEĞİN KİMYASI

Ve mantar hikayesi
14.11.2012

Yemeğinin başına oturup hapur hupur yiyen bir evladım olmadığından, evde yaptığım yemekler kimya deneyine dönüyor bazen. Onu onunla karıştır, bunu bununla...

 

Valla ben bile unutuyorum bazen bir öncekini nasıl yaptığımı. Mesela bugün, ilk sütlü pırasa çorbamı yaptığımda tadına bakan konuğum, “Çorban çok güzel olmuştu, geçen gün arayıp tarifini alacaktım” dediğinde tarifi anlatmaya başlamışken, acaba soğan koymuşmuydum içine diye düşünmeye başladım. O kadar çok denemek istediğim tarif var ki... Bu sebeple aynı yemeği tekrar tekrar yaptığım görülmüyor genelde. Hal böyle olunca da, tarifler aklıma tam yerleşmiyor. Kimya deneyi çorbalarımdan bahsedeyim mi biraz....

Mesela geçen gün, sebze çorbası yapıyordum...Taze fasülye, bezelye, havuç, patates, kabak, domates, derken sıra brokoliye geldi. Çiçek kısmını çorbaya koymaya kıyamadım. Sapını çorbaya kesip koydum. Çiçek kısmınıda buharda pişirdim. O esnada, karnıyarık için kavurduğum soğan-kıyma-salça karışımından biraz kalınca, kalanı çorbaya ekleyiverdim. Buharda pişen brokolinin üzerine sarımsak-limon-zeytinyağ döktüm.

 

Tencerenin dibindeki yemyeşil suyu dökmeye kıyamadım. Koydum dolaba. Bugün çıkardım brokolinin suyunu, biraz da et suyu ekledim. Bir patates, bir havuç, bolca taze soğanın yeşil saplarından koyup haşladım sebzeleri. Ayrı bir yerde de yoğurt, bir kaşık tam buğday unu ve bir yumurtayı çırpıp ekledim çorbaya. Pişince de üzerine kuru nane. Ohh mis oldu, mis. Yoğurtlu çorbanında tarifi evrim geçire geçire ne halllere geldi.

 

Eskiden yoğurt, pirinç, un ve yumurtadan oluşan çorba, önce tavukla tanıştı sonra kavrulmuş kıymayla, hatta köfte ile sonra didiklenmiş kuzu etiyle. Pirinç bulgura bıraktı yerini zaman zaman. O da yetmedi, nohut, eee hep nohut olmaz biraz da kuru fasülye derken, sebzesiz olmadı. Sırayla sebzeler eklendi çorbaya...

 

Köftenin de başına aynı şeyler geldi. Klasik bir köfte harcım vardı. Soğan, bol kekik, tuz, ekmek içi, maydanoz, yumurta. Sonra mecburen geçici bir süre yumurtayı çıkarttık listeden. Bulgur köfteye de girdi. Sonra patates girdi. Bir ara domates. Sonra kaşar, derken dil peyniri kesmedi, kaşkaval peyniri. Havuç, kabak ayrı ayrı ziyaret etmişti. En son patates-havuç-kabak-peynir derken çam fıstığı atarken yakaladım kendimi.

 

Bu köfte karışımlarından Mete, iyi kötü yiyiyor ama eşim harika buluyor. Tipini beğenmeyen kardeşime, "Mutlaka yemelisin, harika oluyor diyor" :) O da olsun, bu da olsun derken olanlar oldu Mete, “Ben çorba sevmem” diyor başka bir şey demiyor... Pilav seviyormuş beyimiz :) Ama çorbayı, annesi ona öyle böyle yediriyor. Valla zorla yedirmiyorum. Sadece ilk kaşık için ısrar ediyorum çünkü daha tadına bakmadan, “Ben çorba sevmem” diyor. Ben de, "Önce tadına bak, beğenmezsen yemezsin" diyorum. Neyseki ilk kaşıktan sonrası geliyor...


Bu hafta bizim evin favorisi otlu gözleme oldu. Ben Isırgan otlu gözleme yerine otlu gözleme demeyi tercih ettim ki, tadına bakmadan bir ön yargı ile karşılaşmasın gözlemem. Isırgan otunu güzelce yıkayıp, doğradıktan sonra, kuru soğan ile zeytinyağın da kavurdum. Daha sonra taze soğan, beyaz peynir ve kaşar peynirle karıştırıp, yufkanın içine yaydırdıktan sonra, az tereyağ ile tavada pişirdim. Haftasonu kahvaltıda favori oldu. Bir parça alan bir parça daha aldı ve bir parça daha. Denemeniz tavsiye olunur :)

 

Haftasonu kahvaltısının bir diğer favorisi de avokado oldu. Çok olgun bir avokadoyu, ceviz, incecik kıyılmış taze soğan (beyaz kısmı daha fazlaydı) ve zeytinyağ (zeytinyağ şişemin içine bir dal biberiye atmıştım) ile karıştırdım. Çok az da tuz ekledim. Leziz oldu. Ekmeğin üzerine sürün yanına da İzmir tulumu... Immm.... Sarımsak ve dereotuda koymayı düşündüm fakat bu sefer böyle denemek istedim. Onlar bir sonraki denemeye kaldılar. Sarımsağın yakışacağına herkes hem fikir oldu, lakin dereotu konusunda masa ikiye bölündü. Pazar kahvaltısına gelen misafirlerimiz gitmiş, saat 16:00 olmuş, ben Mete'yi uyutmaya, ardından kendim dinlenme arzusundayken, Mete uyumamak için 40 dereden su getiriyordu ki...

 

Babamız, "Hadi kalkın gidiyoruz" dedi. "Nereye" dedik, "Uzaklara" dedi. Ben, "Yaşasın Polonezköy'e gidiyoruz" dedim. Taaa geçen kış, kasım ayında oradan aldığım mantarlarda aklım. Hemen giyindik yola koyulduk. Mete arabaya bindikten 10 dakika sonra uykuya daldı. Mete uyanana kadar arabayla gezdik. Uyanınca indik arabadan ama daha ayılmadığı için kucak turizmle yoluna devam etti. Tabi biz gidene kadar mantarlar bitmiş :( Yine de iyi kötü 3 farklı mantar aldım. Aldım ama anca bir avuç kadarnın tadına bakabildim. İlk bulduğum yerdeki teyzede kalmamıştı, ki teyze bir poşet çıkardı, "Bunlar kötü ama" dedi. Genelde sap kısımları kalmıştı. Ben, "olsun" dedim. Aldım. Hepsi kurtlu çıktı. Yemeye cesaret edemedik. Hava karamıştı. Yolda başka bir satıcıda durduk. 17-18 yaşlarında bir delikanlı, yanında bir de 12-13 yaşlarında bir çocuk. 1 avuç kadar “Kanlıca mantarı” kalmış. Yine, o da tezgah altından bir poşet çıkarttı, “Sünger mantarı” dedi. Aldım hepsini. Ufaklık, “Abla kendiniz toplasanıza, burası mantar dolu. Arabalar sıra oluyor burada mantar toplamak için” dedi. Benimde gönlüm var toplamaya da, ben anlamam ki mantardan. Annem gelse de biz de toplasak. Oradan aldığım bir poşet sünger mantarı da sabah uyandığımda suyu çıkış, çürümüştü. Kala kala bir avuç kanlıca mantarına kaldık, tam 4 kişi. Herkes anca tadına bakabildi. Benim verdiğim bir avuç paranın yanında şu an, önce ben, sonra kardeşim “Mannnnnnntarrrrr” hasretiyle yanıp tutuşuyoruz. Pazar pazar dolaşıp kanlıca mantarı arayıp bulasım var.

YAZARLAR
OBEZİTENİN ÖNLENMESİ İÇİN
BOŞANMA SÜRECİNİN ARDINDAN
ANA RAHMİNE HASRET
GEBELİK ŞEKERİ
BOŞANMA SEBEPLERİ II
12 KASIM HAFTASI
İYİ OLMAYAN YABANCILAR VAR
SEVGİ,FEDAKÂRLIK,BAĞIMLILIK
DETOKS SEBZE VE MEYVELERİ
MİNİK DOSTUNUZLA TATİLDE
BEBEKLER İÇİN YEMEKLER
NEFES ALMA PROBLEMLERİ
KOL ESTETİĞİ
SORULARINIZ VE YANITLARI 22

Yorum Yaz

Yasal Uyarı:Bu iletişim platformunda yorum yazanların, bilgi ve düşünce paylaşanların veya herhangi bir kanaldan site veya ziyaretçileriyle iletişim kuranların görüş ve düşünceleri, site editörlerini, modaretörlerini ve site hazırlayıcılarını bağlamamaktadır. Bu görüş ve düşüncelerin sorumluluğu tamamen ilgili kişilere aittir. Sitemizde reklam unsuru içeren yorumlara ve yönlendirici linklere yer verilmemektedir. Yorumlarınızı yazarken lütfen bunu dikkate alınız. Aksi halde iletileriniz yayından kaldırılacaktır.
 
1
BELGİN
Cevapla BELGİN
14.11.2012 10:59:10
Ah be Sedefçiiğm ne yapıcaz biz bu çocukların yememe tripleini:((Meleğe de varsa yoksa makarna,pilav veya hamur işi:(('Çok zayıf bu kız' dediklerinde içim cız ediyo ve senin gibi başlıyorum onu bunu kombine etmeye ama sonuç iki kaşık ve ''doydum ben''cevabı:((ilk defa kendim(hayli gecikmeli)tarhana yaptım ve içine ne bulduysam koydum besin geğeri artsın diye,ama onu da ot kokuyor(nane,maydanoz),ekşi bu diye reddetti :(çaresiz braktım oluruna bakalım:(((Mantara gelinceee...olsa da yesek bayılırımmmm..Bi dahkine mantarlı bir tarif bekleriz senden :PP
Cevap Yaz

Cevaplar

Sedef 20.11.2012 12:26:42

İştahsız çocuğu olmayan anlamaz halimizde canımcım...Annem "sende Mete gibiydin hatta daha beterdin.Bak şimdi nasılsın" der bana hep. Oluruna bırakıyoruz mecburen... Bu aralar takıldım ben de mantara, aklım fikrim mantar :)
1
Adınız:
 
Soyadınız:
 
Email:
   
Sikayet & Öneri:
 
Talebinizi Seçiniz :